yavaşlamayı bir özellik olarak düşünmek
Her ürün tanıtımında aynı vaat var: daha az adım, daha az bekleme, daha az düşünme. Hız o kadar tartışılmaz bir varsayılan oldu ki, bir arayüzün sizi bilerek yavaşlatabileceği fikri neredeyse kaba geliyor.
Oysa günlük hayatta değer verdiğimiz kararların çoğu yavaş kararlar. Bir işi bırakmak, bir alışkanlığı değiştirmek, birine bir şey söylemek. Bunların hiçbiri “tek dokunuşta” iyileşmiyor.
hız bir varsayılan oldu
Hızlı arayüzler bir şeyi sessizce yapıyor: kararı sizden alıp akışa devrediyor. Öneri listesi zaten hazır, varsayılan seçili, onay ekranı kaldırılmış. Verimli, ama sonunda kendi tercihinizi hatırlamıyorsunuz.
"Bir ürünün en cömert özelliği, seni bekletmeye cesaret etmesidir."
yavaşlatan arayüz nasıl görünür
Deneme yaptığım üç şey var. Birincisi: geri alınamaz eylemlerde animasyonu hızlandırmak yerine yavaşlatmak — hareketin süresi, kararın ağırlığını taşıyor. İkincisi: günlük girdilerde “kaydet”i anında değil, kısa bir duraklamayla kabul etmek; o birkaç yüz milisaniye insanı bir kez daha okumaya itiyor.
Üçüncüsü en radikali: bazı ekranlarda öneri göstermemek. Boş bir alan ve tek bir soru. Kullanıcı testinde bu ekranda geçirilen süre üç katına çıktı — ve yazılan metinler ilk kez gerçekten kişiseldi.
Yavaşlık burada bir gecikme değil, bir davet. Ürünün size “acele etmene gerek yok” diyebilmesi, sunabileceği en lüks şey olabilir.
gen.d
tasarımcı & geliştirici — LifeTwin'in kurucusu